Makaleler

DEPRESYON ETİYOLOJİSİ VE TEDAVİ

Etiyoloji

Depresyon etiyolojisi hala tam olarak tespit edilememiştir. Bunun nedeni depresyonda çeşitli alt başlıkların varlığı ve hastalığın gelişiminde çok faktörün var olmasıdır. Depresyonun etiyolojisi üç temel başlık ile incelenebilir: genetik, biyolojik, psikososyal (Balcıoğlu, 1999, 19).

Depresyon hastalarında genetik faktörünün önemli bir rol oynadığı daha önce yapılan ikiz araştırmalarından bulunan sonuçlarla desteklenmiştir. Evlatlık araştırmalarında ise, depresyon tanısı almış olanların biyolojik ailelerindeki depresyon öyküsü, evlatlık olmayan kişilerin biyolojik ailelerindeki depresyon öyküsüne kıyasla daha fazla tespit edilmiştir (Balcıoğlu, 1999, 19-20).

Depresyon tanısı almış kişilerin biyolojik incelenmelerinde dopamin seviyelerinde azalma tespit edilmiştir. GABA inhibitörü seviyesi de yetersiz görülmüştür (Balcıoğlu, 1999, 21-22).

 Psikososyal anlamda depresyon incelendiğinde ise farklı kuramların farklı açıklamalar yaptığı görülmektedir. Örneğin Beck depresyonu bilişlerdeki bozulmalar olarak tanımlamıştır. Psikanalitik perspektif ise depresyon konusuna yaklaşımında alt benlik, üst benlik, benlik kavramlarının çatışmaları üzerinde durmuştur (Balcıoğlu, 1999, 25-26).

Bunlar haricinde stres, stresli yaşam olayları da depresif belirtilerin gözükmesine yol açabilmektedir (Balcıoğlu, 1999, 27).

Tedavi

Depresyon, etkin bir tedaviyi gerektiren ciddi bir patolojik bozukluktur. Depresyon belirtileri DSM-V kriterlerini karşılıyorsa, bireyde işlevselliği bozuyorsa ve tüm hayatı olumsuz etkiliyorsa tedavi kaçınılmazdır. Depresyon tedavileri literatürde elektro konvülsif tedavi, farmakolojik tedavi, psikoterapi süreçleri, ışık tedavisi başlıkları altında incelenmiştir. Tedavi planı akut süreçlerde iyilik durumunun hedeflenmesi, sürdürme sürecinde iyilik halinin devamlılığı, idame sürecinde relapsların önlenmesi amaçları doğrultusunda oluşturulur (Mete, 2008, 6). 6 Antidepresanların etkisinin görülmediği durumlarda, kimi hastalarda tedaviye yanıt verilmediği olabilir. Tedavinin etkilerinin görülmesinin beklemenin risk oluşturacağı vakalarda, denenen diğer yöntemlerin etkili olmadığı durumlarda EKT kişiler için çözüm yolu olabilmektedir (Mete, 2008, 7). Depresyonda genellikle ilaç tedavisi ile birlikte verilen psikoterapi seanslarının tedavilerin başarıya ulaşmasında etkin bir yol olduğu saptanmıştır. Bireysel oluşturulan tedavi planlarına göre kişilere kısa süreli terapi, davranış terapisi, bilişsel davranışçı terapi, evlilik terapisi ve aile terapisi, grup terapisi, psikodinamik terapi ve psikanalitik terapi yaklaşımları dahilinde bir sistem oluşturulabilir. Bilişsel davranışçı terapi ile kişilerin inanç ve düşüncelerinin değiştirilmesi esas alınır. Psikanalizde kişilerin erken çocukluk yaşantılarındaki ilişkilerine, bağlanma problemlerine odaklanılır (Mete, 2008, 7-8).

Psikolog Aleyna Nalbant

 

KAYNAKÇA

  1. Balcıoğlu, İ. (1999). Depresyonun etyopatogenezi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri: Depresyon, Somatizasyon ve Psikiyatrik Aciller Sempozyumu, İstanbul, 19-28.
  2. Mete, H. E. (2008). Kronik hastalık ve depresyon. Klinik Psikiyatri, 11(3), 3-18.