Makaleler

Gecikmiş Konuşma Nedir?

Çocuğun konuşması kendi yaşından beklenenden çok geri veya dil gelişimi yaşıtlarına göre daha yavaş seyrediyorsa gecikmiş konuşma olduğu düşünülür. Bebeklik çağında geçirmesi gereken gelişim evrelerinden birinde duraklayabilir veya sonradan meydana gelebilir. Halk arasında da bilindiği gibi kız çocuklarının erkek çocuklara göre daha erken konuştuğu yapılan istatistiklere göre doğru olmakla birlikte ilerleyen zamanlar için gecikmiş konuşmaya neden olarak görülmez. Genel olarak çocuklarda dil gelişimi için 1- 1,5 yaşları arasında 3 ila 50 kelime, 2 yaşında 300 kelime bilgisine erişebilir. Normal gelişim skalasındaki çocuklar genelde herhangi bir çalışma yapmaya gerek kalmadan 3,5 – 5 yaşları arasında tüm sesleri amacına uygun çıkararak akıcı ve düzgün cümleler ile kendilerini ifade edebilir yorum yapıp soru sorabilir uzun cümleler kurabilir, masal ya da hikâyeler anlatabilirler.
 

GECİKMİŞ KONUŞMA OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ?

Çocuk ailesi, eğitimcisi ve yabancılarla sözel olmayan iletişimde bulunmasına rağmen sözel iletişime girmeyebilir ama söylenen direktifleri yerine getirir, istenilen resim ya da nesneleri gösterebilir, fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayabilir. Bunları yaparken uygun kelime ve cümleleri kullanmak yerine işaretlerle isteklerini belirtme, ağlama, öfke ve şiddet gösterme, anlamsız sesler çıkarma şeklinde davranışlar sergileyebilir.                    

Tüm bunları göz önünde bulundurarak bir çocukta gecikmiş konuşma var diyebilmemiz için çocuğun akıcı konuşup konuşmadığını baz almak yerine onun yaş dönemine uygun dil gelişim özellikleri sergileyip sergilemediği, gelişim testleri, alıcı ve akıcı dil becerileri gibi faktörlerin tümünü göz önüne almak gerekir.

 

GECİKMİŞ KONUŞMAYA NEDEN OLAN FAKTÖRLER NELERDİR?

Zihinsel İşlevlerde Yetersizlik: Konuşma ile zeka bölümü arasında doğrudan ilişki olduğu bilinmektedir. Zeka bölümü puanları arttıkça konuşmanın daha erken azaldıkça daha geç başladığı görülmüştür. 

Yapısal bozukluklar:  Dil dişler, çene, dudak ve damaklardaki yapısal anomaliler bunun nedenleri arasında sayılabilir.

Nörolojik Nedenler: Konuşma ses dalgalarının beyinde anlamlandırılması ile algılanır. Bunları algılayan merkez periferik merkezdir. Eğer beyindeki bu bölüm kapalı ise ses anlamlandırılmaz ve konuşma gerçekleşmez, buna ancak gerekli tetkikler yapıldıktan sonra bir nörolog yorumlayarak karar verebilir. Beynin motor alanlarında konuşmayla ilgili merkezlerin doğum sırasında oksijensiz kalması, annenin hamilelik sırasında ateşli hastalığı, beyin felci, döllenmiş yumurtadaki bozulma, annenin hamilelik sırasında ilaç kullanması ve genetik faktörlere bağlı hastalılar gibi sebeplerle bireyin psikomotor alanlardaki engel durumları konuşmasını etkiler.

İşitme Kaybı:  Çocuğun gecikmiş konuşmasının nedenleri araştırılırken işitme testlerinin yapılması gereklidir.  Testler önce evde anne baba, eğitimci tarafından da yapılabilir. Olası şüphe gerektiren durumlarda muhakkak bir uzmana gönderilmesi gerekmektedir. Bazen düşük desibelli işitme kayıplarında yanılma olabilir ya da doğrudan işitme faktörü olmaksızın konuşmada gerilik olduğu düşünülebilir. Bu durumlardaki çocuklarda konuşulanları tam olarak duyamadıkları ve anlamlandıramadıkları için gecikmiş konuşma ya da artikülasyon problemleri görülebilir. İşitme engeli hafif düzeyde olan bireyler için gerekli cihazlar kullanılır ise ya da birey implant gibi protezlerle normal duyma seviyesine gelir ise bu bireylerde görülen gecikmiş konuşma vakaları çalışılarak düzeltilebilir ve akıcı konuşma kazandırılabir.

Duygu Durum Bozuklukları: Çocukluk çağında görülen bazı ruhsal kökenli rahatsızlıklarla birlikte yaygın gelişimsel bozukluk olarak adlandırılan geniş tanı yelpazesi içerisinde görülen bazı tanılar çocuğun konuşmasının önündeki engellerden biri olabilir. Bu durumdaki çocukların bazıları konuşmaya hiç geçmediği halde sessiz kalmayı tercih eder. Bazıları ise konuşma becerisini kazandığı halde çocukluk yıllarında yavaş yavaş ya da birden bunu kaybeden çocuklardır.   

 Genetik Faktörler: Gecikmiş konuşmanın bir nedeni olarak görülmektedi. Anne ya da babadan birinde gecikmiş konuşma yaşanmış ise çocuklarında da bu durumun görülme olasılığı yüksektir. Günümüzde teknoloji ve eğitim ve sağlıktaki gelişme toplumda farklı ihtiyaçları ortaya çıkarmaktadır. Örneğin; ilk okula başlama yaşı düşmüş, anaokulu eğitimi oldukça çoğalmış, annenin iş yaşamına girmesiyle bir çok çocuk kreş yaşantısına başlamak durumunda kalmıştır. Çocuğun bu aşamalarda konuşamıyor olması ve çevrenin baskısı onda gerilim yaratacağı gibi kendini ifade edemiyor olmak da saldırganlık ve öz güven eksikliğine yol açabilir. Bu sebeple nasıl olsa konuşur mantığı ile hareket etmek yerine uzmanlardan alınacak küçük yardımlar sizin de çocuğunuzun da hayatını kolaylaştırıp bu aşamaları daha keyifli bir şekilde atlatmanıza yardımcı olacaktır.   

Konuşma, model alınarak gelişen bir beceridir. Anne babalar olarak çocuklarımıza onlara olan sevgimizi ve desteğimizi her an göstermemiz, onların özgüven gelişimine katkı sağlayacaktır. Aile içi çatışmalar ve kişisel problemler çocuk tarafından sanıldığından daha kolay algılanabilir. Gerginlik çocukta farklı duygu geçişleri ve anksiyete yaratabilir. Bu durum da gelişim süreçlerinin özellikle dil gelişiminin gecikmesinde rol alan faktörlerden biridir. Aile olarak ve bireysel olarak problem çözme becerilerimizi geliştirmek, sorunu tanımlamak ve farkındalık yaratmak ilerlemeye yönelik ilk adım olarak görülür.

Gecikmiş Konuşmada Ailelere Öneriler:

Çocuğu tenkit etmemek ve güven duygusunu kırmamak gerekir. Davranış problemleri varsa davranış problemlerine yönelik yardım almak, başka bir problemin eşlik etme riskine karşı diğer tetkiklerinin yapılmış olması doğru yol haritasını çizmeyi getirir.

Anne babanın anlayışlı sabırlı ve doğru davranışları ile eğer kreşe gidiyorsa öğretmeninin işbirliği konuşma alanında çalışan uzmana oldukça destek olacaktır.

Anne babanın genetik olarak ailelerinden gelen geç konuşma problemi varsa nasıl olsa konuşur şeklinde tutum takınmaları çok doğru değildir. Konuşma zihinsel, dil ve sosyal becerilerin tümünü etkileyen kompleks bir beceridir. Konuşamama çocukta engellenme duygusu yaratır. Engellenme, uyum güçlüğü ve öfke patlamaları olarak geri döner, bilişsel olarak ise öğrendiğini ifade edememe ayırt ediciliği ortadan kaldırır ve yeni bilgiye geçiş sürecini yavaşlatır. Teknoloji, tıp ve eğitimin her geçen gün gelişmekte olduğu günümüzde beklentiler bu kadar yüksekken, eski geleneklerle mukayese yapmak ne kadar doğrudur?

Alınacak küçük önlemlerle iş birliği içinde kısa sürede bu durumu aşmak mümkündür, yeter ki duyarlılığımızı ve inancımızı kaybetmeyelim.   

 

Dilek ULUSAN
PSİKOLOJİK DANIŞMAN